IV.
Gecenin sessizliğinde sössüzce uzun süredir gökyüzüne gözünü dahi kırpmadan bakan Muazzez’i izleyen Adsız, göğsünü çatlatırcasına derin bir nefes alır.
“Nereye gidiyorsun Muazzez?”
Uzun süren sössüzlüğün ardından bir anda gelen bu sualle irkilir Muazzez. Sesini şaşkınlığa batırır.
“Bir yere gitmiyorum Adısız, burda duruyorum işte.”
“İnsan bir yolcudur Muazzez. Ellerini, ayaklarını bağlasan yinede onu durduramazsın. Farkında olsun veya olmasın hep bir yere gider insan. Tıpkı senin bir az önce gittiğin gibi.”
“Bazen o kadar karışık konuşuyorsun ki…”
Muazzez, yutkunur ve sözlerinin sonunu sössüzlükle tamamlar.
“Nasıl bir karışıklık bu?”
“Söylediğin sözlerin arasında kocaman boşluklar var Adsız… Ve ben bazen o boşluğu doldurmak için bütün kâinatı dolaşmam gerekiyor.”
“Yani sürekli bir yere gittiğinin farkındasın zaten öyle mi?”
Muazzez, derin bir iç çektikten sonra buğulu gözlerini Adsız’a doğru çevirir.
“Evet… Seninle tanıştığımızdan beri vee biliyor musun Adsız, senin kelimelerinle gönlümde açtığın boşluğu doldurmak için gittiğim her yerde yine seni buluyorum. O boşluk hep seninle doluyor.”
Birkaç dakika sössüzlük.
“Bir az önceki sorunla açtığın boşlukta şimdi doluyor bak; nereye mi gidiyorum?”
Muazzez oturduğu yerden ayağa kalkar, birkaç adım uzaklaştıktan sonra bir anda Adsız’a doğru döner ve gözlerinden dökülen yaşları avucunda toplayıp Adsız’a doğru uzatır.
“Senden yine sana gidiyorum…”
Adsız, Muazzez’in avucunda biriktirdiği göz yaşlarını alarak kalbine koyar ve sössüzce Muazzez’i izlemeye devam eder.
“Ve neyi fark ettim biliyor musun Adsız, seninle tanışmadan öncede ben gittiğim her yerde seni arayıp durmuşum.”
Muazzez, göz yaşlarıyla süslediği tebessümle Adsız’ın gözlerinin içine bakar birkaç dakika zamansızlığın ardından, hatıralarını karıştırmaya başlar ve bir şeyin eksikliğini fark ederek telaşlanır.
“Sahi Adsız, biz seninle ne zaman tanışmıştık?”
Adsız, Muazzez’den aldığı göz yaşlarını gönlünde demledikten sonra yüzünde beliren tebessümle onları Muazzez geri verir.
“Ben hep sendeydim Muazzez. İlk andan beri… Sadece sen bunun farkında değildin. Beni yine benimle arayıp durdun sen. Dışarılarda dolaşıp durmaktan vazgeçip kendine geldiğinde ise beni buldun daha doğrusu farkıma vardın.”
Muazzez, sevinç ve hüzünle süslediği ses tonuyla Adsızın kalbine elini koyarak sössüzce konuşmaya başlar.
“Ben senden, seninle yine sana gidiyorum hep…”
Adısız, Muazzez’in elini kalbinden alarak, Muazzez’in kalbine koyar ve sössüzce cevap verir.
“Mesele sensin Muazzez…”
Oğuzhan Erdinç
