Ya Gol Değilse?

Ofsayta düşmek. 

Oldum olası futbolla çok ilgim olmamıştır. Hangi takımlısın diyenlere cevap olsun diyeydi takım tutuşum. Sonra çocukluk, gençlik derken tamamen unutuldu. Ta ki ofsaytın ne olduğunu birisinden dinleyene kadar. Biliyor musunuz, yıllardır bu kelime beni çok korkutur oldu –uykularımı kaçıracak kadar. Ya ofsayta düşersem! Ya düşersem! 

Hayatım hep ‘hayır’ diyememekle geçti. O’nun rızası diyerek koşmak, çok koşmak, gereğinden fazla koşmak ve hatta lüzumsuz yere, başkalarının hayatına karışırcasına koşmak. Hem kendi’me hem de başkalarının kendi’ne zarar verircesine koşmak –kaş yapayım derken göz çıkarırcasına. 

Ha! Ofsayta gelince en kısa, benim anlayabildiğim şekliyle ‘gol’ oldu sanıp tribünler dolusu coşku yaşayıp, büyük sevinç gösterilerinden sonra ‘ofsayta’ düşmek.  

İşte bütün noksanlıklarıma, acz ve fakrıma rağmen hani “burada bir cennetlik var” denince de kendini ummalı, “cehennemlik var” denilince de; yani kendini cennetliklere dahil ya da yakın görürken en büyük korkusu ‘OFSAYT’a düşmek. 

Sibel Büyükmutlu

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *